“Haklarını elinden aldılar ve güzellikle geri vermi’cekler”

Önce durumu rakamlarla ortaya koyalım.

Tüm dünyada demokrasi geriliyor, yerini otokrasilere bırakıyor. Otokrasi, yani Türk Dil Kurumu’nun deyimiyle “Hükümdarın, bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi”. Daha da anlayacağınız biçimiyle “tek adam rejimi”, yani bir nevi diktatörlük. 

En güvenilir demokrasi ve demokratikleşme veri tabanı V-Dem’in 2019 yılı raporu bize aralarında Brezilya, Hindistan, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Sırbistan, hatta ABD’nin de bulunduğu 24 ülkenin bu otokratikleşme dalgasından payını aldığını söylüyor. 

Bu verilere göre dünya nüfusunun üçte biri tek adam (bazı istisnalar dışında çoğunluğu gerçekten “adam”, yani erkek) rejimi altında yaşıyor. Detay verecek olursak 2016 yılında 415 milyon kişi otokratik yönetimler altında yaşarken bu rakam 2018 yılı itibariyle 2.3 milyara çıkmış.

Tek teselli, raporun incelemesine dahil ettiği 202 ülkenin çoğunluğunun (99 ülke, toplamın yüzde 55’i) hala demokrasi kriterlerini karşılıyor olması. Öte yandan liberal demokrasi olarak tanımlanabilecek ülkelerin sayısı 2008 yılında 44 iken bu sayı 2018 yılında 39’a inmiş.

Türkiye mi diyeceksiniz? Türkiye siyaset bilimi literatüründe uzun süredir otokrasi olarak nitelendiriliyor zaten. Freedom House’dan V-Dem’e hangi endekse bakarsanız bakın. 

Rakamlar yeterince kötü ama durumu tam olarak anlamamız açısından yeterli değil, çünkü bu “yeni” otokrasilerin büyük bir bölümü “seçilmiş otokrasi”. Yani bu rejimler, yani bu “tek adamlar” halk desteğine sahip. Matematiksel çoğunluk da diyebilirsiniz. Seçimlerin tam anlamıyla adil olmaması sonucu değiştirmiyor. Türkiye örneğinde gördüğümüz gibi otokratik yönetimler seçimlere ya da seçim sonuçlarına müdahale etse bile seçimler görece olarak özgür. Öyle olmasa Ekrem İmamoğlu üst üste iki seçim kazanamazdı. 

Lafı dolandırmadan nüansları bir kenara bırakarak ifade edecek olursak, halk demokrasi istemiyor! Halk derken elit-orta/yoksul sınıf ayrımı yapmıyorum. Adına halk dediğimiz kitle bu sınıfların toplamı çünkü. Hatta ekonomik ve kültürel kapitali büyük ölçüde tekelinde tutan elitler bu durumun asıl sorumlusu. Ama iş elitlerde bitmiyor. Sonuçta herkesin oyu eşit ve oy kullanma hakkına sahip kitlenin çoğunluğu istikrar, güvenlik, milli çıkarlar, ulusal değerler, artık adına ne derseniz deyin, güçlü liderleri özgürlük, eşitlik, adalet gibi ilkelere tercih ediyor. 

Hal böyleyken demokrasi yanlısı azınlık ne yapıyor peki? Yine lafı dolandırmadan söyleyelim: Birbirini yiyor! Sol, bölünüyor, parçalanıyor, kendisi gibi düşünmeyen kimseyi beğenmiyor. Sağ zaten soldan ve azınlıklardan haz etmiyor; kurulu düzeni sorgulayan herkesi – tıpkı aşırı sağ, milliyetçi muhafazakâr rejim gibi – namlunun ucuna koyuyor. 

Sonuç olarak artık hiçbir söküğü dikiş tutmayan, eski kurucularına, misyoner gazeteci müsveddelerine bile laf geçiremeyen, ekonominin kontrolünü kaybeden AKP iktidar olmaya devam ediyor. Yorgun demokratlar akıllarını başlarına toplamazsa daha da edecek. 

Durum bu kadar açık ve net ortadayken fazla söze gerek yok. Ama siyasi duyarcılıktan kırım kırım kırılan bazı kesimlere birkaç söz etmek de şart.

Yaşadığınız dünya ideallerinizdeki dünya değil. Büyük ihtimalle siz yaşarken de olmayacak. Bu, idealleriniz uğruna mücadele etmeyin anlamına gelmiyor. Elbette ütopyalarımız olacak; elbette bu ütopyalar uğruna savaşacağız. Kendimiz için değilse de çocuklarımız için. Ama bir parça realist olmakta da fayda var. 17 tane genç insan 2019 yılının Türkiye’sinde şu sözlerle kitleleri “susmamaya” çağırıyorsa…

Şimdi kapını kollaması gereken adalet gelir acımaz
Vurur kırar kapın’
Çünkü çocuk öldü vuran memurdu diye “Haklıdır” dedin
Sesini çıkarmadın, yani suçlusun!
Çünkü iki gün üzülüp sonra gözündeki nehri kuruttun
Tuğçe ve Büşra’nın katilini serbest bırakan hakimin adı neydi unuttun!
Şimdi başına bi’ şey gelse şehrin hukuk mu?
Bi’ gece haksızca alsalar içeri seni
Bunu haber yapıcak gazeteci bile bulamazsın
Hepsi tutuklu!
Salınan katillerin aldığı canlar (Geri gelmi’cekler!)
Haksız yere hapiste geçen yıllar (Geri gelmi’cekler!)
Sen sustun, ses etmediğinden bindiler tepene
Haklarını elinden aldılar ve güzellikle geri vermi’cekler

… buna verilecek ilk tepki “Ama LGBT bireylerden bahsetmemişler”, “Ama içlerinden bir tanesi çıktı, Kürtlere, Fetöcülere laf etti” olmaz, olmamalı. Bunları söyleme lüksüne sahip olduğumuz zamanlarda yaşamıyoruz çünkü. “İmamoğlu Kürtlere Atatürk portresi hediye etti, ne düşüncesizlik”. Evet, Türkiye’nin Kürtlerle imtihanını yok sayan bir düşüncesizlik. Ama bugüne kadar hangi CHP’li seçim kazanınca Kürtlere teşekkür etti? Görevden alınan Kürt belediye başkanlarını ziyaret etti? Demirtaş özgür kalmalı dedi? Ahmet Türk, Adnan Selçuk Mızraklı İmamoğlu’nu düşüncesiz davranmakla suçladı mı? Onlar demokrasi uğruna bağırlarına taş basıp susarken bize ne oluyor? 

Hem arasak, tüm demeçlerini, tüm twitlerini altını üstüne getirsek Canan Kaftancıoğlu’nda, Osman Kavala’da kusur bulamaz mıyız? Muhtemelen buluruz. Hangimiz kusursuzuz, “tam”ız ki? Ama onlarla dayanışıyoruz. Yaşıtları Starbucks’ta demlenirken ciddi bir risk alıp “çevreye epey rahatsızlık veren” bir klip yapan – haydi Miraç’ı saymayalım – 16 gençle neden dayanışmıyoruz? Her nabza göre şerbet veriyor, tamam ama İmamoğlu’nun seçimleri kazanmasının yarattığı dalgalanmanın farkında değil miyiz? O nabızlar şerbetlenmese kazanır mıydı sizce? 

Biliyorum, bu yazdıklarım sosyalist literatürde revizyonizm; başka literatürlerde pragmatizm, şu bu. Bana sorarsanız bunun adı sıfatsız, zarfsız “realizm”. Ben bizlerin değilse de çocuklarımızın ucundan kıyısından demokrasi gördüğü bir gelecek istiyorum. Belki hepimiz farkında değiliz ama bu bile başlı başına bir ütopya günümüz koşullarında. 

Küçük ütopyamızı kuralım; daha büyükleri için uğraşırız nasıl olsa. 

* Bu yazı Ahval ilk olarak Ahval sitesinde yayınlanmıştır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s